Olağan Şiir (52. Sayı)
Dergi Ücreti : 16 ₺
SUNUŞ
Olağanüstü Bir Kaygı Olarak Buradayız
M. Hüseyin Özer / Genel Yayın Yönetmeni
Hayat, kendisine tahsis edilen sözden taşıyor; şiirdeki ısrarımız, bu taşmanın ifademizde doğurduğu anlamdan besleniyor. Kelime, dile gelmeden önce başka ağızların zamanından ve hükümlerinden geçerek bize ulaşıyor. Onu kendi sesimizle söylediğimizde, üzerindeki bütün tasarrufun bize ait olduğunu sanıyoruz. Yaşadığımızı anlatmaya koyulunca, dilin tecrübemize bizden önce bir suret verdiğini fark edemiyoruz. Şairin meselesi, devraldığı sözde kendine yer açarken o sözün kendisinde kurduğu nizamı da yoklamak.
Öyle ya, hadise nihayete eriyor, fakat bizdeki zamanı ve kendi hükmünü sürdürüyor. Başımıza gelenle onun mahiyetini kavradığımız an arasında, takvimin kuşatamadığı bir mesafe var. Yıllardır kullandığımız bir kelime, tek bir yaşantının ağırlığı altında kifayetini yitirebiliyor. Yeni ifadeyi ararken tecrübenin henüz kavrayamadığımız tarafları beliriyor; ne yaşadığımıza dair kanaatimiz de değişiyor.
Bir şiirin nasıl olması gerektiğini bilmek, henüz yazılacak şiirin imkânlarını peşinen daraltabiliyor. Beğeni ölçüye, ölçü alışkanlığa dönüşürken zamanla bu ölçünün hangi ihtiyaçtan doğduğunu unutuyoruz. Peki, güzel bulduğumuz bir dizeyi yazmaya mecbur bırakan şey nedir? Söyleyişin letafeti yaşantının yükünü taşımaya yetiyor mu?
Dizenin kırıldığı yer ve imgenin açık kalan ucu, düşüncemizin istikametini de tayin ediyor. Bir fazlalığı çıkarırken bazen kendi kavrayışımızı ayakta tutan dayanağı da yerinden oynatıyoruz. Cümle kısaldıkça içindeki ihtilaf beliriyor; yazmak, idrakimizi tashih etmenin müşkülünü önümüze koyuyor. Kelimeler arasında kendimize rastladıktan sonra, kendimiz hakkında verdiğimiz eski hükmün dayanaklarını yeniden yokluyoruz. Zaman ve yekûn arasında.
Olağan Şiir’in 52. sayısını, yaşantıyla sözün birbirine intibak edemediği yerlere açıyoruz. İçimizdeki ağırlık bir biçim talep ediyor, fakat bulduğu biçimin hükmüne de mukavemet gösteriyor. Sonraki dizeyi, bu ihtilafın henüz söze gelmemiş tarafına kulak vererek kuruyoruz. Buradayız; henüz yazılmamış bir dizenin, hayatımıza dair verdiğimiz hükmü geri almaya bizi mecbur bırakabileceği yerde. Anda. Buradayız.